BLOGGER TEMPLATES AND TWITTER BACKGROUNDS »

21 Mart 2010 Pazar

Allah'ın Emanet Bürosu

Vişneyle içli dışlı votka dublelerinin cesaret verdiği
On beş voltluk tenlerle ışıklandırılmış o şehirde
Hani lütuf gibi önümüze serilen cüretkâr Barselona’da
Yeni yılın çok eski sancılardan peydahladığı yetim bir akşam
İstisnasız üşüyoruz, ilk kez bir araya gelmiş
Belki de ilk kez ikilik çıkarmamaya gayret etmişiz
Özüne nasıl da alçakça ihanet ettiğini anlatıyorsun sen
Her seferinde, kaşla söz arası yanıma koşarken
“Fazla uzaklaşmış olamazsın düşes
İkinci adresin olayım, hadi bilemedin üç…” diyorum bir umut
Omuz silkerek o agnostik sokağı işaret ediyorsun
Balkonlardan İspanyol ezgileri dökülüyor şuursuz kaldırımlara
Müthiş kahkahalar atıyorsun sen, Çingene lisanında
Sanki her şey bizi mütevazı bir krallığın yıkılışına sürüklüyor
Fetret Dönemi’ni falan siktir et!
Bünyemin kronolojik esprilere hiç tahammülü yok şuan
Evet bizde biraz irsidir geçmişe dair buhranlarla yaşamak
Hayda! Sokak lambaları da göz kırpıyor bak!
Dilini çabuk tut sevgilim, karanlığa kalmayalım
Aydınlanma çağındayız tutarsız ilişkilerin
Sanki her şey bizi fahiş bir gecenin saltanat kavgasına sürüklüyor
Ya dört başı mahmur olacağız ya da bineceğiz dört kolluya!

-Seninle retinalarımızı takas edebilseydik keşke. Bir defalığına, sen misali bakabilmek isterdim kâinata…
-Benim yanımda hayal kurma lütfen. Çok fena inanırım. İnan ki sonra bana, hiçbir gerçeği anlatamazsın!

Bütün dış seslere sağır bir otel
Yerçekimi yasasına gönülden bağlı bir asansör
Tebessümle “Yangın çıkışlarımız sağ taraftadır!” diyen bir belboy
Mucizelere son derece açık bir oda
Ardına kadar şehvet için aralanmış bir kapı
Erotik çağrışımlara sebep olabilecek bir anahtar
Bir ayna ki, onca parmak izini sır gibi saklayan
Hiçbir cinayeti üstlenmeyen iki üstsüz ve de sevgilikatil!
Derken içeride kızıl nehirlerden firari bir yatak
İçeride ağız ve düş polikliniklerinden onaylı öpüşmeler
İçeride iyi yerlere temas eden doku’nuşlar
İçeride tüm evreni kucaklarcasına sarılmalar
Ve gel-gitler, yine içeride…
İkimiz de oradayız, iç içeyiz dünyevi ihtiraslarla
Güzelliğin maksadını çoktan aştı Arcilla
Henüz çocukça davranan bir ormandan farksız
Tam manasıyla yeşermeyen irislerin…
Gözlerine kimsecikler bir şey yazmamış mı yazık
Ben onlara meczup şiirler indirmeliyim mecbur
Keza benim edebiyatımda son nokta olacaksın
Hece ölçüsüzlüğüm, kronikleşen devrikliğim olacaksın
Aşkımızın taçlandırıldığı bu gecede ya devrilecek
Ya da ilahi bir kudretle tahta çıkacaksın
İçeride, tanrısal bir hükümdarlığın enkazı…
Ya orada kalarak inanç esaslarının yakınlarını arayacak
Ya da üzerlerine basarak kaçacaksın!

-Ben İstanbul değilim yalnız, bu kentsel avuntudan kurtul!
-Öyle erişilmez uzaklıklarda arıyorum ki seni, ille de seni…
-Sandığın gibi değil, ben her yerdeyim. Elinin altındayım hemen…
-İyi de benim asırlardır ellerim yok. El oldum, ellerimden kork!

Nihayet gidiyorum zehr-i siyahım
Zihnimde daha da çirkinleşme diye ayrılıyorum senden
Aşk için gidiyorum, aşka geliyorum davetsiz
Beni unutma diyorum, adım her sessizliği işgal etsin
Cenneti sunsun karşılığında adın
Adın sunağıdır kurban edilmiş tüm hislerin
Günahıyla sevabıyla eceline terk ediyorum seni Arcilla
Tanrının senden aldığı intikam say sen beni
Her siluette ayrıdır sevdanın tezahürü biliyorsun
Et ve Tırnak Kurumu’ndan güç bela izin alarak
Seni kendimden koparıyorum, eti tırnaktan ayırıyorum
Avuçların kan havuzu!
Avuçlarını kestim nasır tutan kalemimle bu doğru!
En çok da ellerine karşı mahcubum
Üzgünüm, onları da şöyle şu kırmızı köşeye bırakıyorum
Gururlu bir matador gibi bu yürek arenasından çekiliyor
Seni ayakta alkışlayarak onore ediyorum!
Cesedimin böylesi bir çabayla seni uğurlamasını
Nezaket icabı El Pençe Divanı’na ithaf ediyorum!

Allah’a emanetsin artık, an itibariyle!
Tıpkı emanet bürosunda unutulmuş, sahipsiz bir valiz gibi
Bir zaman sonra şüpheli yaftası yiyeceksin belki
Fünyeyle patlatıldığında, havaya uçacaksın mutluluktan
İçinde; her mevsime uygun, kalite yalanlar…

Allah’a emanet ol Arcilla!
Ta ki arsız bir el, o valiz bana ait diyene kadar…

Özgür Gümüşsoy

0 yorum: